Dolar 17,9331
Euro 18,4099
Altın 1.039,38
BİST 2.864,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Açık
İstanbul
30°C
Açık
Paz 27°C
Pts 30°C
Sal 29°C
Çar 30°C

Esra Gezginci İstanbul’un sırlarına kapı aralıyor: Yedikule Hisarı’nın bilinmeyenleri

Seyahat Yazarı Şerif Yenen, Osmanlı padişahlarından Genç Osman’ın idam edildiği zindanı yerinde anlattı. Gedik Üniversitesi Öğretim Üyesi …

Esra Gezginci İstanbul’un sırlarına kapı aralıyor: Yedikule Hisarı’nın bilinmeyenleri
A+
A-
16 Ocak 2022 16:36
59
ABONE OL

Seyahat Yazarı Şerif Yenen, Osmanlı padişahlarından Genç Osman’ın idam edildiği zindanı yerinde anlattı. Gedik Üniversitesi Öğretim Üyesi Mimar Dr. Pınar Erkan ise Roma’dan Bizans’a ve Osmanlı’ya uzanan en eski mimari yapılardan biri olan Yedikule’nin mimari özelliklerini paylaştı.  

Sultan İkinci Osman, diğer adıyla Genç Osman, 20 Mayıs 1622 yılında yani 400 yıl önce Yedikule Hisarı’ndaki zindanda idam edildi. Taş duvarlarda, hala tarihin izleri mevcut. Tahta çıktığında henüz 14 yaşındaydı Genç Osman. Yeniçeri Ocağı ile bir türlü yıldızı barışmadı. Çıkan isyanda tahtından indirildi. 

Seyahat Yazarı Şerif Yenen, Genç Osman’nın öldürülme sürecini şöyle anlatıyor: “Öldürülmesinden bir gün önce, 19 Mayıs 1622’de yaşanan darbe neticesinde tahtından indirilen Genç Osman’ın başına gelenler, sonuçları itibariyle Osmanlı tarihinin en feci darbelerinden biridir. Yedikule’de tabii, çok trajediler yaşanmış, esir edilenlere bakıldığında daha çok siyasi suçlular ya da yabancı veya dönemin üst düzey komutanlarının tutulduğu bir hapishane olarak düşünmemiz gerekiyor. Bunların tabii ki en acıklı olanı 2. Osman’ın buraya getirilip burada öldürülmesi.”

Sadece 4 yıl tahta kalıyor, öldürülmesine ne sebep oldu?

“Sultan 1. Ahmet, Fatih Sultan Mehmet’ten beri devam eden kardeş ölümüyle ilgili bir kanun değişikliği yapıyor. Onun getirdiği yeni kanuna göre artık ailenin yani hanedanın sağlıklı olma koşuluyla en yaşlısı tahta getirilme şartı konuluyor. 1. Ahmet’in genç yaşta hemen ölümünün ardından normalde tahta geçmeyi bekleyen 2. Osman’ın yerine ulemanın ve devlet adamlarının desteğiyle aslında çok da sağlıklı olmayan 1. Mustafa yani 1. Ahmet’in kardeşi getiriliyor. Genç Osman buna içerliyor ve bu kararda rolü olan devlet adamlarını not alıyor. Yanılmıyorsam 96 gün sonra çok da sağlıklı olmayan 1. Mustafa’nın hükümranlığına son veriliyo ve 2. Osman bu sefer artık gerçekten tahta geçiyor. O notunu aldığı kişileri de ya görevden alıyor ya da yetki kısıtlamasına gidiyor. Ve bir takım yeniliklere başlıyor. O da ataları gibi seferlere çıkmak istiyor yani kalıcı bir isim bırakmak istiyor”.

“Aslına bakarsanız çok da başarılı olamıyor ve askere, ulemaya çeki düzen vermek istiyor. Fazla ödemeleri kısıyor, gidiyor maaş ödemelerine bizzat tanıklık ediyor. Tek tek bakıyor yani fazla ödemeler yapılıyor, onları engelliyor. Bunlar tabi askerler arasında rahatsızlığa neden oluyor. Bunun üzerine bir de Lehistan Seferi var. O da başarısızlıkla sonuçlanıyor ve burada, şimdiki zaman diliyle karizması biraz çiziliyor Genç Osman’ın. Ardından belki de şöyle bir niyetle ben şeyhülislamın kızıyla evlenirsem belki şeyhülislamla aramı biraz daha iyileştiririm.” 

“O da insanlara döner benimle ilgili olumlu mesajlar verir düşüncesiyle muhtemelen şeyhülislamın kızıyla evlenmeye kalkıyor. Bu da geleneklerimize aykırı çünkü padişahlar genellikle halktan ve müslüman gruptan insanlarla evlenmiyor. Böyle bir gelenek yok. Hep cariyelerle birlikte oluyorlar. Çoğunlukla cariyelerden kendilerine eş seçiyorlar ama 2. Osman bu geleneği kırmaya çalıştığı için bir tepki daha topluyor. Her şeyin üstüne bir de ben hacca gideceğim diye tutturunca onun hacca gitme isteği şey diye yorumlanıyor, şimdi 2. Osman Suriye ve Mısır’dan yeni asker toplayacak, topladığı askerle ordu kuracak, o orduyla yeniçeriye karşı savaşacak, Yeniçeri Ocağı’nı kapatacak diye yorumlanıyor. Ve bu tür propagandalar yaygın şekilde her yere ulaşıyor. İşte bütün bunlardan rahatsızlık duyan ulema ve yeniçeriler 2. Osman’a karşı isyan ediyorlar. 1. Mustafa’yı tekrar tahta getiriyorlar ve 2. Osman’ı onu aşağılayarak bir arabanın üzerinde çekerek buraya getiriyorlar. Oradaki kuleye hapsediyorlar ve onu orada boğarak idam ediliyor.”

Peki Genç Osman direnmiyor mu?

“Sarayda tek başına ve çaresiz bir durumda kalan padişah Üsküdar’a geçerek Bursa’ya gitmek istedi. Maiyetindekiler ise yeniçerilere sığınmasını tavsiye ettiler. Padişah, isyana sipahiler ile ulemanın da katıldığını ileri sürerek teklifi kabul etmediyse de söyleneni yapmaktan başka çare bulamayınca yatsı namazından sonra yeniçerilere gitti. Askerler ertesi gün yolda rastladıkları perişan kılıklı bir adamı atından indirip padişahı o ata bindirdiler. Devrik hükümdarın sırtında eski bir beyaz elbise, başında yıpranmış kadife bir kavuk vardı. Kavuğun üzerine kirlice bir sarık sarılmıştı. Sarığı da bir sipahi vermişti. Padişahın atının etrafına biriken âsîler el kol hareketleri yapıp yakası açılmadık küfürler ediyorlardı. Genç Osman susayıp su istedi, esnaftan biri eski bir testiyle su getirdi ama padişaha vermeyip testiyi yere attı ve parçaladı”

“Genç padişah ağlayarak “Behey edebsiz! Padişahınız değil miyim? Nedir bu ettiğiniz cefa” dedi. …Daha sonra başındaki kirli sarığı çıkarıp gözyaşları içinde “Bilmeden size cefa ettim ise affeyleyin, siz etmeyin. Görün dünyanın halini! Dün sabah cihan padişahı idim. Şimdi çıplak kaldım. Giysi ve malımın haddi hesabı yokken şimdi on akçelik bir gömleğe bile gücüm yok. Merhamet edip halimden ibret alın. Dünya size de kalmaz. Hangi padişahın kulları padişahlarına bu ihaneti ettiler?” diye ağladı.

Devrik hükümdarın bu sözleri üzerine bir yeniçeri “Padişahım, temizdir, çıplak durmasın, sarın” deyip bir tülbent uzattı. Genç Osman önce almak istemedi ise de alıp başına sardı.”

GENÇ OSMAN’IN İDAM EDİLDİĞİ ZİNDAN


“Genç Osman’ı bir pazar arabasına koyup kalabalık bir grupla ve hakaretlerle Yedikule’ye götürdüler. Yedikule’nin, Altın Kapı diye tabir edilen tarafındaki zindana bıraktılar. Şurada iki tane oda var. Asker dağıldıktan sonra Davud Paşa, Ömer Ağa ve cebecibaşı ile adamlarından birkaçı kulede kaldılar ve kapıları kapatıp devrik padişahı katletmek için harekete geçtiler. Rivayete göre, Genç Osman’ın birincisi boğulmaya çalışıldığı ama direnerek kendini kurtarmayı becerdiği ama ikinci oda artık direnemeyip boğulduğu oda. Biliyorsunuz padişahların kanı hiçbir zaman akıtılmaz. Eğer padişahlardan herhangi birinin öldürülmesi gerekiyor ise onu kanını akıtmadan, boğarak öldürürler. Başka bir bir rivayete göre ise hem kulağını hem de burnunu kesip tahta çıkartılan Sultan Mustafa’nın annesine götürdüler. Bir yeniçerinin de katledilen padişahın yüzüğünü almak için parmağını kestiği rivayet edilir… Henüz 18 yaşında olan ve dört sene hüküm sürebilen Genç Osman işte böyle öldürüldü.”

YEDİKULE’NİN MEŞHUR ALTIN KAPISI

Gedik Üniversitesi Öğretim Üyesi Mimar Dr. Pınar Erkan ise Roma’dan Bizans’a ve Osmanlı’ya uzanan en eski mimari yapılardan biri olan Yedikule’nin mimari özelliklerini paylaştı. İstanbul’un fethinden sonra hisarda nasıl bir değişikliğe gidildiğini anlattı.

“Yedikule’nin hemen orta kısmında bir mahalle, bir mescit var ve yapı o mahalle etrafında biçimlenmiş. Ama sınır şöyle oluyor. Sur duvarları var Bizans döneminden kalma Altın Kapı var. Altın Kapı imparatorların savaşlardan büyük başarı kazandıktan sonra şehre dönerken girdikleri kapı, kırmızı halılar falan seriliyor çok görkemli. Bizans döneminde böyle. Osmanlı’ya geçtikten sonra üç kule daha ilave ediliyor ve burası böyle bir hisara dönüşüyor. Burada nöbetçi olarak görevlendirilen yeniçeriler var. 250 kadar olduğu söylenir sayıları için ve onlar burada kalıyorlar. Elbette burada bir hayat gelişiyor ve mescitleri var, çeşmeleri var. Bugüne ulaşmadı, sadece çeşmenin bir kısmı günümüze ulaştı. Tahminen 1782-83 senelerinde çıkmış bir yangın var. İstanbul’un yangınları da çok meşhur ve o yangınlarda bu mahallenin yandığı ve ortadan kalktığı düşünülüyor. Fakat burası korunaklı bir bölge olarak varlığını sürdürüyor.”

OSMANLI’NIN HAZİNESİ BURADA SAKLANDI

“Yedikule Hisarı’nda da hazine saklanıyordu. 2. Mehmet şehri aldıktan sonra kutsal emanetler, altın külçeleri, eyerler, burada bir takım belgelerin de uzun süre saklandığı anlatılır. Kitabeler kulesi var. Orada daha çok büyükelçiler hapsediliyor. Biraz da rehin muamalesi yapılıyormuş aslında, tam mahkum değiller de rehin alınmış büyükelçiler. tabi bir politik mesele de var ortada. Dışarı çıkabiliyorlarmış, hisar içinde dolanabiliyorlarmış. Bir de kanlı kule diye tabir edilen bir kule var. 3. Ahmet kulesi var. 2. Osman’ın hikayesinin geçtiği kule var. Ve bu kuleler hem hapishane olarak kullanılıyor, zindan olarak kullanılıyor hem de depo gibi bir takım kıymetli, Osmanlı için saray için önemli olan materyallerin eşyanın saklandığı yerler olarak da biliniyor.

 

YEDİKULE İKİ İMPARATORLUĞUN İZLERİNİ TAŞIYOR

“Yedikule bizim algımızda bizi Fatih Sultan Mehmet’e götürüyor ama çok daha öncesi var. İstanbul, Roma imparatoru Konstantin tarafından imparatorluğun başkenti ilan edilince şehrin surları genişletiliyor. Büyük Konstantin’den bir yüzyıl sonra 2. Theodosius, Doğu Roma imparatoru şimdi buradaki surları inşa ederek şehri daha da genişletmiş oluyor.”

 

“Ortada altın kapı üç tane kemerli kapısı var, ortadaki kemer çok büyük bir kemer o yüksek olan kemer. Onun iki kenarında da iki kemer daha var. Yani imparatorlardan bir fetihten geliyorlar, müthiş bir zafer elde etmişler. O zaferi kazanan imparator buradan şehre giriyor, maiyetiyle birlikte buradan Sultanahmet Meydanı’na kadar zafer yolu adı verilen bu ana caddede törenle ilerliyor.”

“Yani bu Orta Çağ yapısı, bu hisar. Sur duvarıları da öyle. O kadar dayanmadılar, aslında bir bütün Tarihi Yarımada’nın etrafını çevirdiğini düşünürsek Eminönü tarafında hatta deniz tarafında da pek çok yerde aslında yıkıldı. Hele Haliç kıyılarında yer yer sur duvarlarını görüyoruz. Büyük oranda da yıkıldıklarını görüyoruz. O dönemin teknikleriyle yığma usulde büyük boyutlu taşlar kesiliyor, ona göre bir inşaat tekniğiyle inşa ediliyor. Taştan, tuğladan yapılan inşa edilen binalar daha uzun süre ayakta kalabiliyorlar. Kale olarak ona göre inşa edildiği için de duvar kalınlıkları çok fazladır, fazla delik boşluk yoktur. Bu tarz yapıların içerisi karanlıktır, loştur çok fazla ışık almaz. Havalandırma için kritik noktalarda boşluklar açarlar. Bunlar hep duvarların ve yapının ayakta kalmasını emniyete almak için alınan önlemler.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.