Hava Durumu

Maduro Meselesi ve New York Sokakları ..

Yazının Giriş Tarihi: 04.01.2026 22:21
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.01.2026 23:09

Haftalar önce Trump, “Petrol haklarımızı aldılar. Orada çok fazla petrolümüz vardı. Şirketlerimizi uzaklaştırdılar. Bu kaynakları geri talep ediyoruz.” demişti. Bugün ise Maduro’yu üç saat içinde kaçırarak, “Artık Venezuela’yı biz yöneteceğiz.” ifadesini kullandı.

Eski bir kamyon şoförü olan Maduro, Chavez’in ölümünden sonra 13 yıldır Venezuela’nın başındaydı. Son seçimde muhalefetin kazandığı seçimi alenen gasp etti. Ülkeyi Bolivarcı sosyalist eksende yöneten Maduro, bana göre başarısız bir liderlik sergiledi. Anti-Amerikan bir siyaset izlemeyi başarı olarak gördü. Çin, ucuz petrol sayesinde kendi yolunu bulurken; Rusya ise kendi sınırları içinde silah meseleleriyle oyalanmakla yetindi. Sonuçta ABD, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir operasyonla Maduro ve eşini kaçırdı. Trump’ın CIA’ya aylar önce verdiği talimat doğrultusunda, içeriden iş birlikçilerle gerçekleştirilen operasyon başarılı oldu.

Venezuela; dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip olmasının yanı sıra altın, demir cevheri, boksit ve koltan gibi stratejik madenlerde de öne çıkan, ancak bu potansiyelini etkin şekilde kullanamayan sıra dışı bir ülke.

Ülkede 25 trilyon dolarlık yer altı kaynağı bulunduğundan bahsediliyor. Peki Venezuela’da ekonomik gerilemenin başlıca sebebi nedir? Çeşitli nedenleri olsa da, petrolü çıkaracak modern altyapının mevcut olmaması büyük bir engel. Rafineriler yetersiz, ağır petrolü işleyebilecek tesisler yok. Buna karşın petrol hâlâ çıkarılıyor ve satışa hazır durumda bulunuyor; ancak Batı ve ABD yaptırımları nedeniyle satış yapılamıyor. Ülkeyi bu noktaya getiren en önemli sebeplerden biri de şüphesiz ABD’dir. Amerikan şirketlerine kapılarını kapattığı için ambargolarla uluslararası ticaretin dışına itilmiş durumdadır. Benzer bir durumu bugün İran da yaşamaktadır. Bu tablo, Amerikan küresel hegemonyasının açık bir göstergesidir. “Ya bizimlesin ya hiç” yaklaşımı; anti-Amerikan ya da anti-Çin politikaları yürütmenin başarısız olacağını savunan eski Soğuk Savaş zihniyetinin bir yansımasıdır.

Özetle;

Önce göstermelik bir “terör örgütü lideri” ilanı, ardından bir lideri alıp kendi ülkene götürerek yargılamak… Maduro’ya yönelik operasyon, bu gerekçelerle neredeyse her lidere uygulanabilir. Her şeye rağmen bir kez daha gördük ki dünyada hâlâ Amerika Birleşik Devletleri tek süper güç konumundadır.

Ya Recep Tayyip Erdoğan New York sokaklarında sergilenseydi?

Amerikan emperyalizmi, 4 Ocak akşamı belki de tarihin en büyük rezaletlerinden birini sergiledi. Maduro’yu seversiniz ya da sevmezsiniz; ancak Nicolás Maduro bir ülkenin seçilmiş lideridir. Seçilmiş bir devlet başkanını kaçırmak bir yana, New York sokaklarında bir minibüsün arkasında Amerikalılara teşhir ettiler. İzlerken bir an yapay zekâ mı diye duraksadım; fakat görüntüler ne yazık ki gerçekti.

Düşünemeden edemiyorum, hadi gelin rolleri değiştirelim. Venezuela yerine Amerikan özel birimi Delta Force’un Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Saray'ına operasyon düzenlediğini ve Türkiye’nin seçilmiş Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı kaçırıp New York sokaklarında sergilediğini düşünelim. Ne hissederdiniz? Hayatımda AK Parti’ye ve Recep Tayyip Erdoğan’a oy vermemiş bir Türk olarak, şahsen benim çok zoruma giderdi; fevkalade üzülürdüm.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.